Türkiye’de En Çok Hangi Göçmen Var? Öğrenmenin ve Toplumsal Dönüşümün İzinde
Bir eğitimci olarak her dersin başında kendime şu soruyu sorarım: “Bir insan, farklı bir bağlama taşındığında nasıl öğrenir, nasıl uyum sağlar?” Çünkü öğrenme, yalnızca okul sıralarında değil; göç yollarında, yeni kültürlerde ve değişen hayat koşullarında da gerçekleşen bir süreçtir. Göçmenlik, bu anlamda hem bireysel hem toplumsal öğrenmenin en somut hâlidir. Her göçmen, kendi hikâyesiyle bir “öğrenen birey”dir; her toplum ise bu bireylerle birlikte “öğrenen bir topluma” dönüşür.
Türkiye, tarih boyunca hem göç veren hem göç alan bir ülke olarak bu öğrenme sürecinin tam merkezindedir. Bugün Türkiye’de milyonlarca göçmen yaşıyor; kimisi savaşın, kimisi yoksulluğun, kimisi ise daha iyi bir geleceğin izini sürüyor. Peki, Türkiye’de en çok hangi göçmen var? Bu sorunun cevabı, sadece istatistiksel bir bilgi değil, aynı zamanda toplumsal bir öğrenme hikâyesidir.
Göçün Pedagojisi: Öğrenme, Uyum ve Dönüşüm
Göçmenlik, öğrenmenin en gerçek hâllerinden biridir. Eğitim biliminde, deneyimsel öğrenme teorisi (experiential learning), bireyin bilgiye yalnızca duyarak ya da okuyarak değil, bizzat deneyimleyerek ulaştığını savunur. Göçmenlik de tam olarak böyle bir süreçtir: birey, yeni bir toplumun dili, normları, kültürü ve kurumlarıyla etkileşime girer; gözlemler, hatalar yapar, uyum sağlar ve öğrenir.
Türkiye’deki göçmenlerin büyük bir kısmı Suriye’den gelmiştir. Suriye iç savaşıyla başlayan bu büyük göç dalgası, sadece demografik değil, pedagojik bir dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Çünkü her yeni göçmen grubu, topluma yeni bir öğrenme fırsatı sunar — hem göçmenler için hem ev sahibi toplum için.
Bir sınıfta farklı diller konuşan çocuklar düşünün: Türkçe öğrenmeye çalışan Suriyeli bir öğrenci, aynı zamanda Türk öğrencilere empati, kültürel farkındalık ve dayanışma becerileri kazandırır. Bu karşılıklı öğrenme, okulun sınırlarını aşarak toplumsal yaşamın her alanına yayılır.
Türkiye’de Göçmen Profili: Sayılar ve Sosyal Öğrenme Süreci
Resmî verilere göre, Türkiye’de en fazla göçmen nüfusu Suriyeliler oluşturmaktadır. 2025 yılı itibarıyla 3,5 milyondan fazla Suriyeli, geçici koruma statüsü altında Türkiye’de yaşamaktadır. Bunun ardından Afganistan, İran, Irak ve Pakistan gibi ülkelerden gelen göçmen gruplar gelir. Ancak rakamların ötesinde önemli olan, bu göçmen toplulukların toplumla kurduğu etkileşim biçimidir.
Sosyolojik açıdan bakıldığında, bu etkileşim sosyal öğrenme teorisi ile açıklanabilir. Albert Bandura’nın bu teorisine göre bireyler, davranışları gözlemleyerek öğrenir. Türkiye’deki göçmen toplulukları da hem kendi kültürlerinden getirdikleri alışkanlıkları sürdürürken hem de Türk toplumunun pratiklerinden öğrenerek bir uyum modeli geliştirir. Bu süreç çift yönlü işler: Türk toplumu da göçmenlerle birlikte yeni davranış biçimleri, kültürel esneklik ve çokkültürlülük farkındalığı kazanır.
Pedagojik Yöntemlerle Göçü Anlamak
Göç olgusunu anlamak, yalnızca sosyolojiye değil, eğitimin pedagojik yöntemlerine de dayanır. Çünkü her göçmen, bir “öğrenci” gibi, yeni bir toplumda hayatta kalmanın yollarını öğrenir. Bu öğrenme süreci, şu pedagojik aşamalardan geçer:
1. Farkındalık: Göçmen, farklı bir kültürle karşılaştığında önce bir kültürel şok yaşar. Bu aşama, bilinçli farkındalığın başlangıcıdır.
2. Uyum: Gözlem yoluyla yeni davranış kalıplarını öğrenir, sosyal kodları çözmeye başlar.
3. İçselleştirme: Zamanla bu davranışlar doğal hale gelir, birey kendini yeni toplumun bir parçası olarak hisseder.
4. Katkı: Göçmen artık yalnızca öğrenen değil, öğreten bir birey hâline gelir. Kendi kültürel birikimiyle topluma katkı sağlar.
Bu döngü, aslında eğitimin özünü yansıtır: öğrenmek, değişmek ve yeniden üretmek. Göçmenlik, insanın yaşam boyu öğrenme kapasitesinin somut bir göstergesidir.
Toplumun Öğrenen Yüzü: Göçmenlerle Birlikte Dönüşmek
Türkiye’deki göçmen varlığı, toplumun kendi pedagojik kapasitesini de sınar. Göçmenlerle temas, bireylere farklılıkla yaşamayı, empati kurmayı ve kültürel öğrenmeyi öğretir. Eğitim sistemleri bu süreci desteklediğinde, toplumsal uyum yalnızca zorunlu bir süreç olmaktan çıkar; karşılıklı öğrenmenin dönüştürücü bir deneyimine dönüşür.
Bu noktada şu soruları sormak gerekir:
– Öğrencilerimiz, farklı kültürlerden gelen akranlarından ne öğreniyor?
– Eğitimciler olarak biz, sınıflarımızda çokkültürlülüğü bir zenginlik olarak sunabiliyor muyuz?
– Toplum olarak göçü bir kriz değil, bir öğrenme fırsatı olarak görebiliyor muyuz?
Sonuç: Öğrenmek, Göç Etmek Gibi Bir Eylemdir
Türkiye’de en çok göçmen, Suriyelilerdir; ancak göçün öğrettikleri bu sayının çok ötesindedir. Her göç hikâyesi, bir öğrenme deneyimidir. Tıpkı öğrenciler gibi, göçmenler de hatalar yapar, gözlemler, uyum sağlar ve yeniden öğrenir. Eğitimci gözüyle bakıldığında, göç yalnızca bir hareket değil; insanlığın en derin öğrenme biçimlerinden biridir.
Sonuçta, ister bir sınıfta ister bir toplumda olsun, öğrenme hep aynı soruyla başlar: “Farklı olanı anlamak için ben ne öğrenebilirim?”
Belki de asıl göç, zihnimizde başlar — önyargıdan anlayışa, korkudan öğrenmeye doğru.
Giriş kısmında güzel cümleler var, fakat bazı noktalar eksik hissettirdi. Benim gözümde olay biraz şöyle: Türkiye ‘ de göçmenlerle ilgili istatistikleri kim sağlıyor? Göçmenlerin istatistiksel verileri hem Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanmaktadır. TÜİK’in uluslararası göç istatistikleri şu bilgileri içermektedir: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın istatistikleri ise daha geniş bir yelpazede toplumsal yapı ve cinsiyet istatistikleri, yabancıların çalışma izinleri gibi konuları kapsamaktadır. 2023 yılında yurt dışından Türkiye’ye göç eden kişi sayısı 316 bin 456, Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise 714 bin 579’dur.
Figen!
Kıymetli yorumlarınız sayesinde yazının kapsamı genişledi, içerik daha kapsamlı hale geldi.
Türkiye’de en çok hangi göçmen var ? konusunda güzel bir giriş var, yalnız biraz yüzeysel kalmış gibi hissettim. Bu konuyu düşününce aklıma gelen küçük bir ek var: En çok Türk göçmene sahip ülke Almanya , en fazla Türk göçmene ev sahipliği yapan ülkedir. Türkiye Avrupa’nın en çok göç veren ülkesi mi? Türkiye, Avrupa’nın en çok göç veren ülkesi değildir . 2023 yılı verilerine göre, Avrupa Birliği’ne en fazla göç veren ülkeler listesinde Türkiye altıncı sırada yer almaktadır . Listenin ilk beş sırasında ise sırasıyla Ukrayna, Belarus, Hindistan, Fas ve Suriye bulunmaktadır . perspektif.
Aylin! Değerli dostum, katkılarınız yazının akademik yapısını destekledi ve bilimsel niteliğini pekiştirdi.
İlk paragraflar hafif bir merak oluşturuyor, ama çok da şaşırtmıyor. Konuya biraz da böyle bakmak mümkün: Türkiye ‘ de en çok hangi ülke göçmen gönderiyor? 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de en çok göçmen gönderen ülke Afganistan ‘dır. ipa. Türkiye ‘ de kaç düzensiz göçmen var ? 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de milyon 79 bin düzensiz göçmen bulunmaktadır .
Songül!Fikirleriniz, yazının bilimsel değerini artırarak onu daha anlamlı kıldı.
Türkiye’de en çok hangi göçmen var ? başlangıcı merak uyandırıyor, yine de daha cesur bir ton iyi olabilirdi. Bunu okurken not aldığım kısa bir ayrıntı var: Türkiye’de göçmen olmanın koşulları nelerdir? Göçmen olmanın şartları , Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 12. maddesi d bendine göre şu şekildedir: Göçmen sıfatıyla Türk vatandaşlığını kazanabilmek için ayrıca Cumhurbaşkanı Kararı gerekmektedir. Diğer göçmenlik süreçleri ise şu şekilde özetlenebilir: Türk soyundan olmak veya Türk kültürüne bağlı olmak . Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak . Vize İşlemleri : Göçmenler, öncelikle vize işlemlerini tamamlamalıdır.
Nil! Sevgili dostum, sunduğunuz katkılar yazının gelişim sürecine doğrudan etki etti ve metni daha güçlü kıldı.
Başlangıç bölümü dengeli, ama sanki biraz güvenli tarafta kalmış. Kısaca ek bir fikir sunayım: Türkiye ‘ de kaç göçmen var ? Türkiye Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün son verilerine göre, Türkiye’deki göçmen sayısı milyon 893 bin 752’dir . ipa. Türkiye ‘ de göçmen hareketleri ve göçmenlerin yerleştirilmesi nasıl gerçekleşiyor? Türkiye’de Göçmen Hareketleri ve Göçmenlerin Yerleştirilmesi şu şekilde özetlenebilir: Düzensiz Göç : Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle düzensiz göç akınlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. 2005-2016 döneminde ülkede yakalanan düzensiz göçmen sayısı 900 bine yakındır.
Irmak!
Kıymetli katkınız, yazının bilimsel değerini yükseltti ve daha güvenilir bir kaynak olmasına katkıda bulundu.
Giriş kısmında güzel cümleler var, fakat bazı noktalar eksik hissettirdi. Benim çıkarımım kabaca şöyle: Türkiye’den en çok göç alan yabancı ülke 2023 yılı verilerine göre Türkiye’den en çok göç alan yabancı ülke şunlardır: Rusya Federasyonu . Irak . Afganistan .
Yiğitbey!
Sevgili katkılarınız sayesinde yazının dili sadeleşti, anlatımı daha anlaşılır hale geldi.