Adem Peygamberin Boyu Kaç Cm? Kayseri Günlüklerinden Bir Anı
Kayseri’nin sabahı, hafif sisle örtülmüş, kül rengi sokak lambaları hâlâ yanıyor. 25 yaşındayım ve günlüklerimi yazarken çoğu zaman duygularım önümde bir çırpıda dökülüyor. Bugün de öyle oldu; elimde kalem, kafamda bir soru: “Adem peygamberin boyu kaç cm?” Gülümsemek istiyorum, çünkü bu tür sorular kulağa tuhaf gelebilir, ama içten içe insan merak ediyor. Ve ben, merakımı kalbimde saklayamayan biriyim.
Sabah Çayı ve Düşünceler
Mutfakta çayımı demlerken kendi kendime mırıldanıyorum:
“Ya, Adem peygamberin boyu kaç cm acaba? 180 mü, 200 mü? Yoksa bizden çok daha mı uzundu?”
Çay bardağı elimde titriyor; Kayseri’nin rüzgârı camdan içeri giriyor. Dışarıdaki ağaçlar hâlâ uykuda, ben ise düşüncelerimle baş başa kalmış durumdayım. Bu sorunun cevabı belki hiçbir yerde net değil, ama içimde bir merak ateşi yanıyor. Bazen hayal kırıklığı hissiyle doluyorum; çünkü bazı soruların cevabı yok ve insan buna üzülüyor.
Düşüncelerim bir anda eski bir hatıraya gidiyor. Lisede tarih dersinde hocamız, Adem peygamberin boyundan bahsederken yüzümde bir ifade oluşmuştu: “Vay be, demek insanlık öyle bir figürle başladı…” Ama o zamanlar bunu tam olarak hissedememiştim. Bugün ise kalbim bunu hissetmek istiyor.
Parkta Yalnız Bir Yürüyüş
Öğleden sonra Kayseri’nin bir parkına çıktım. Yapraklar sararmış, rüzgâr yaprakları savuruyor. Ben yavaş adımlarla yürürken kendi kendime sorular soruyorum:
“Acaba Adem peygamber bu kadar uzun muydu? İnsanların başını kaldırıp ona bakması gerekmiş midir?”
Parkın banklarından birine oturuyorum ve içimden bir ses fısıldıyor: “Bütün bu uzunluk, bütün bu gücün yanında, onun da bir insan olduğunu unutma.” İşte o an, heyecan ve hüzün birbirine karışıyor. Bir yandan boyunun uzunluğu merakımı cezbediyor, bir yandan da insan olmanın, hayatın küçük ve kırılgan yanlarını düşünüp biraz üzüyorum.
Günlükte Yazdıklarım
Evime dönerken çantamdan günlüğümü çıkarıyorum. Kalem elimde ve kelimeler içimden dökülüyor:
“Bugün parkta yürürken düşündüm: Adem peygamberin boyu kaç cm bilmiyorum. Ama belki de boyunun uzunluğu değil, yüreğinin büyüklüğü önemliydi. Belki o kadar uzun değildi, ama bütün insanlık onun adımlarıyla başladı. İçimde bir umut var; her zaman merak ettiğim şeylerin peşinden gitmek. Boyunun kaç cm olduğunu bilmesem de, onun varlığı bana ilham veriyor.”
Kalemi bırakıp pencereye bakıyorum. Kayseri’nin akşamı çökmüş, ışıklar yavaşça yanıyor. İçimde bir huzur var ama aynı zamanda derin bir boşluk da hissediyorum. Hayal kırıklığı mı, yoksa umut mu? Bilmiyorum, ama bu duyguların bir arada olması bile güzel.
Arkadaş Sohbeti
Akşam arkadaşım Cem’le konuşurken konu yine Adem peygambere geliyor. Telefon ekranımızda kısa bir araştırma yapıyoruz.
“Kanka, boyu hakkında net bir bilgi yok.”
“Yani tam olarak kaç cm bilmiyoruz.”
İçimden: “Evet, işte bu yüzden insanız. Bazen cevapsız sorularla baş başa kalıyoruz ve bu bizi düşündürüyor, büyütüyor.”
Gülüşmeler arasında bir şey fark ediyorum: Heyecan ve merak sadece cevap bulmak için değil, soruyu sormak için de var. Cem bana bakıyor, ben gülümsüyorum ve ikimiz de sessizce anlıyoruz; bazı soruların cevabı yok, ama önemli olan onları hissetmek.
Gece ve İçsel Yolculuk
Gecenin sessizliğinde günlük sayfalarımı yeniden açıyorum. Mum ışığı altında yazarken kalbim hızla çarpıyor:
“Adem peygamberin boyu kaç cm bilmiyorum. Ama belki de bu soru, merak etme kapasitemi, hayal gücümü ve duygularımı gösteriyor. Boyu uzun muydu, kısa mıydı? Önemli değil. Önemli olan, onun hikâyesinin bana hissettirdikleri. İnsan olmanın kırılganlığı, ilk adımların önemi, umut ve heyecan.”
Duygularımı saklamıyorum. Bir yandan hayal kırıklığı hissediyorum; çünkü net bir cevap yok. Ama bir yandan heyecanlıyım; çünkü her sayfa, her düşünce, her kelime bana kendimi daha iyi tanıma fırsatı veriyor.
Son Düşünce
Adem peygamberin boyu kaç cm? Cevap belki asla tam olarak bulunmayacak. Ama Kayseri’nin sokaklarında yürürken, günlüklerime yazarken, arkadaşlarımla konuşurken, bu soru bana bir şey öğretti: İnsan merak ettiğinde, hissettiğinde ve yazdığında büyür. Boyun uzunluğu bir sayıdan ibaret olabilir, ama hislerin derinliği ölçülemez.
Ve ben, kalbimde hem hayal kırıklığı hem de umut taşıyan bir genç olarak, bu soruyu sormaya ve hissetmeye devam edeceğim. Çünkü bazen en değerli cevap, soruyu sormaktan geçer.