Sıcaklık Arttıkça Kohezyon Artar mı? Edebiyat Perspektifinden Bir Değerlendirme Edebiyat, kelimelerin gücünün hayal gücümüzü şekillendiren bir sanat dalıdır. Her kelime, bir dünyayı açığa çıkarabilir, her cümle, geçmişin, şimdinin ve geleceğin sınırlarını aşabilir. Tıpkı fiziksel bir ortamda sıcaklık arttıkça madde üzerinde gözle görülür değişiklikler meydana geliyorsa, edebi bir anlatıda da duyguların, ilişkilerin ve temaların sıcaklıkla harmanlanarak derinleştiğini ve güçlendiğini görmek mümkündür. Peki, sıcaklık arttıkça kohezyon artar mı? Bu soruyu sadece bir fiziksel gerçeklik olarak değil, aynı zamanda bir edebi bakış açısıyla da ele almak, metinler arası bir okuma yaparak anlam katmanlarını derinleştirmek mümkündür. Sıcaklık ve Kohezyon: Edebiyatın Sıcak İlişkisi Edebiyat dünyasında,…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Konukseverlik ve Misafirperverlik: Felsefi Bir İnceleme Giriş: Bir Konuk, Bir Ev Sahibi ve Bir İlişki Hayat, sürekli bir “karşılama” ve “gönderme” sürecidir. İnsanlar, topluluklarda birbirlerine yardım eder, fikirlerini, duygularını ve varlıklarını paylaşır. Bu paylaşımlar, sadece birer alışveriş değil, aynı zamanda insanlık durumunun en temel göstergelerindendir. Bir insanın evine konuk gelen bir diğer insan, ya da bir grup insan, aslında aralarındaki ilişkileri tanımlayan çok daha büyük bir anlam taşır. Ev sahibi, misafiri bir “yabancı” olarak kabul edebilir veya onu “dost” olarak görmek için kapılarını aralayabilir. Konukseverlik ve misafirperverlik, sadece basit bir davranış biçimi değildir; etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi alanların…
Yorum Bırak21 Aralık Tarihinde Ekvator’dan Oğlak Dönencesine Doğru Gölge Boyu Ne Olur? Hepimiz biraz daha fazla güneş görmek isteriz, değil mi? Bazen güneşin daha fazla parladığı günler, günlük yaşamımıza ne kadar etki eder, buna bile şaşırırız. Mesela, 21 Aralık geldiğinde dünyada bir değişiklik oluyor; bu, gündönümü yani kışın başlangıcı. Ama çok daha derin bir soru var burada: 21 Aralık tarihinde ekvatordan Oğlak Dönencesi’ne doğru gölge boyu ne olur? Bu soruya hem küresel hem de yerel açıdan bakarak, hem doğrudan bilimsel bir açıklama yapmaya çalışacağım hem de işin kültürel ve gözlemsel kısmına da değineceğim. Gölge Boyu ve 21 Aralık: Bilimsel Olarak Ne…
Yorum BırakÖlünce Zaman Nasıl Geçiyor? Edebiyatın Zamansız Yansıması Zaman, insanlar için evrensel bir ölçü birimi, ama aynı zamanda anlamını kaybedebileceğimiz bir kavram. Her bir an, bir yapbozun kaybolmuş bir parçası gibi, geçmiş ve gelecek arasında kaybolur. Peki, ölümün kapısına dayandığımızda zaman nasıl geçer? Ölüm, her şeyin sonu mudur yoksa zamanın bambaşka bir biçimde akmaya başladığı bir aşama mı? Edebiyat, bu soruya verdiği yanıtlarla bazen bir huzursuzluk yaratır, bazen de bir huzur sunar. Çünkü kelimeler ve anlatılar, zamanın esnekliğini, kaybolmuşluğunu ve bazen de zamanın bir illüzyon olduğunu gösteren birer araçtır. Edebiyatın gücü de burada yatar; zamanın akışını yavaşlatabilir, hızlandırabilir, durdurabilir ve hatta…
Yorum BırakÇekirge Neden Ortaya Çıkar? Bir Varlığın Ardındaki Sorular Bir yaz akşamı, pencereden içeri giren tek bir çekirge sesiyle irkiliriz. Ne zaman geldiğini bilmeyiz; sesi mi varlığı mı daha rahatsız edicidir, karar veremeyiz. Tam da bu belirsizlik anında şu soru belirir: Çekirge neden ortaya çıkar? Bu soru ilk bakışta biyolojik ya da ekolojik bir merak gibi görünse de, biraz durup düşününce çok daha derin katmanlara açılır. Çünkü “ortaya çıkmak” yalnızca fiziksel bir görünürlük değil; anlam, neden ve değerle ilgili bir meseledir. İşte tam burada etik, epistemoloji ve ontoloji devreye girer. Bu deneme, çekirgenin ortaya çıkışını yalnızca doğanın bir olayı olarak değil,…
Yorum BırakTrafo Yağ Çukuru ve Elektrik Gücü: Geçmişin Bugüne Etkisi Geçmişi anlamak, sadece tarihsel olayları hatırlamak değil, aynı zamanda bugünü daha derinlemesine kavrayabilmek için bir araçtır. Tarih, yalnızca yaşanmış olayların bir arşivi değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, teknolojik dönüşümleri ve insan davranışlarını şekillendiren dinamiklerin anlaşılmasıdır. Elektrik üretimi ve dağıtımı, bu dönüşümün merkezinde yer alırken, trafo yağ çukurları gibi teknolojik gereksinimler, bazen gözden kaçan, ancak son derece önemli toplumsal altyapı unsurlarıdır. Trafo yağ çukuru zorunluluğunun tarihsel süreci, elektrik sistemlerinin evrimi ve endüstriyel gelişimle sıkı bir ilişki içindedir. Bu yazıda, trafo yağ çukurlarının tarihsel gelişimini, bu gereksinimin ne zaman zorunlu hale geldiğini ve…
Yorum BırakPuronun Hangi Ucu Yakılır? Güç, İdeoloji ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimi Perspektifi Bir puronun hangi ucunun yakılacağı sorusu, başlangıçta basit bir pratik mesele gibi görünebilir. Ancak bu soruyu daha derinlemesine ele aldığımızda, karşımıza güç ilişkileri, toplumsal düzen ve sembolik iktidar gibi kavramlar çıkıyor. Herkesin cevabı farklı olabilir, ancak işin içinde yatan anlamlar, bizlere yalnızca bireysel tercihlerden çok daha fazlasını anlatır. Birçok siyaset teorisyeni gibi, bizler de bu soruya, içinde yaşadığımız toplumsal yapının dinamikleriyle ilgili birer cevabın gömülü olduğunu düşünebiliriz. Peki, siyaset ve ideoloji, toplumun simgeleriyle nasıl ilişkilidir? Ve bir puronun yakılma şekli, bize toplumların nasıl işlediği, iktidarın nasıl…
Yorum BırakKanaat Kazandırma Amacı Nedir? Psikolojik Bir Bakış İnsan davranışlarını anlamak, çoğu zaman karmaşık ve çok katmanlı bir süreçtir. Birçok faktör, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi şekillendirir: İçsel inançlarımız, duygusal tepkilerimiz, sosyal etkileşimlerimiz ve çevremiz. Kanaat kazandırma, bu faktörlerin kesişim noktasında yer alır. Bir kişinin ya da grubun, başka birine belirli bir görüşü kabul ettirme çabası, aslında onun bilişsel, duygusal ve sosyal yapılarındaki derin etkileşimlerin sonucudur. Bu yazıda, kanaat kazandırma amacının psikolojik boyutlarını keşfedeceğiz; beynimizin nasıl çalıştığı, duygusal zekâmızın bu süreçteki rolü ve sosyal etkileşimlerin gücü üzerinde duracağız. Bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji çerçevesinde kanaat kazandırma amacının nasıl şekillendiğini anlamak, insan doğasına dair…
Yorum BırakDilemesi Ne Demek? Bazen bir kelime, düşündüğümüzden çok daha derin bir anlam taşır. Kelimelerin sadece dildeki yerini değil, insan ruhundaki etkilerini de incelemek gerekiyor. Bugün “dilemesi” kelimesi üzerinde duracağız. Peki, gerçekten “dilemesi” ne demek? Bir dilek mi, bir istek mi yoksa bir duygusal derinlik mi? Belki de her şeyin başlangıcında bir anlam kayması vardır. Hayal etmek, istemek, dilemek… Tüm bu kelimeler farklı birer kavram gibi görünebilir. Ancak, “dilemesi” kelimesinin ardında yatan anlam, sadece basit bir istekten daha fazlasıdır. Peki, günümüzün hızlı temposunda, bu kelimenin tarihsel anlamları ve modern hayatta aldığı şekli hakkında neler biliyoruz? Dilemesi’nin Tarihsel Kökenleri Kelimenin derinliklerine inmeden…
Yorum BırakUzaya Giden Kaç Para Alıyor? Bu Sorunun Cevabını Düşünürken Gerçekten Delirmek Üzeriyim! İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve arkadaş ortamımda en sevdiğim şey, kafa dağıtmak için espri yapmaktır. Ama işte bu yazıyı yazarken, bana bir şey oldu… Birdenbire uzaya gitmenin ne kadar pahalı olduğu sorusu kafama takıldı. Yani, gerçekten soruyorum, uzaya giden kaç para alıyor? Bunu ciddi ciddi merak etmeye başladım. Çünkü hani bu kadar dünyadaki masrafları düşününce, uzaya gitmek çok daha büyük bir mesele gibi geliyor. Tabii, internette bakınca hemen cevabı buldum, ama hemen paylaşmak yerine birkaç esprili, ironik adım atmak istiyorum. Bakın, herkesin kafasında aynı soru olabilir: “Vallahi bir…
Yorum Bırak